Ahmet Taner Kışlalı

Ahmet Taner Kışlalı, 1939 yılında Zile'de doğdu. Kabataş Lisesi'nden sonra Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Paris Üniversitesi'nde Anayasa
Hukuku ve Siyaset Bilimi dalında doktora yaptı. 1972 yılında doçent oldu. 1977'de CHP
listesinden İzmir millet vekili seçildi. 1978'de Bülent Ecevit hükümetinde Kültür
Bakanı olarak yer aldı. 12 Eylül sonrasında üniversiteye dönerek 1988'de
profesörlüğe yükseldi. Aynı zamanda Cumhuriyet Gazetesi'nde ''Haftaya Bakış''
başlığıyla köşe yazıları yazıyordu.
Kışlalı, 21 Ekim 1999 Perşembe günü, Ankara'da evinin önünde uğradığı bombalı
saldırı sonucu vefat etti.
BAŞLICA YAPITLARI
:: Forces politiques dans la Turquie moderne (AÜ SBF Yayınları, 1968)
:: Öğrenci Ayaklanmaları (Bilgi Yayınevi, 1974)
:: Siyasal Çatışma ve Uzlaşma (İmge Kitabevi Yayınları, 1993)
:: Atatürk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği (İmge Kitabevi Yayınları, 1993)
:: Siyaset Bilimi (İmge Kitabevi Yayınları, 1994)
:: Kemalizm Laiklik ve Demokrasi (İmge Kitabevi Yayınları, 1994)
:: Seçimsiz Demokrasi (Çağdaş Yayınları, 1995)
:: Bir Türk'ün Ölümü (Ümit Yayıncılık, 1997)
:: Ben Demokrat Değilim (İmge Kitabevi Yayınları, 1999)
Işık Kansu'nun Kaleminden Ahmet Taner Kışlalı ('Sorumlu Öğretmen'
başlıklı makaleden...)
Zile, 1939. Adını Ahmet Taner koydular. Ziraat Bankası veznedarı Hüsnü Bey ile
ilkokul öğretmeni Lütfiye Hanım'ın çocukları. O Lütfiye Hanım ki 16 yaşında
Cumhuriyet öğretmeni olarak eğitim ateşini yoksul, yorgun Anadolu'ya taşıyor.
Kemalci, Kuvvacı Mustafa Necati'nin 'Millet Mektepleri'nde kendinden yaşlı 'erkek'
öğrencilere okuma yazma öğretiyor. Zile, Nizip ve Kilis'ten başlayıp Ankara'ya
uzanan 44 yıllık uzun yürüyüşün ardından, bir Cumhuriyet Bayramı'nda, 29 Ekim
1994'te yaşama gözlerini yumduğunda, oğlu Ahmet Taner şöyle anıyor onu:
'Hep genç kalarak yaşlandı. Gerçek bir Kemalist devrimci gibi, kendini hep
yenileyerek... çağını anlama çabası içinde torunları ile bile arkadaşlık
kurmayı başararak...'
Annesinin kollarındayken, okullu olduğunda, 'a, be, ce'yi de ilk öğretmen annesinden
öğrendi. Uysaldı. Sakinliği, 'muhallebi çocukluğu' gibi tanımlanamazdı asla. Daha
ilkokuldayken Türkçe'yi ses şenliğine döndürürdü. Minik arkadaşları, 'Öyle
öyküler anlatıyor ki derslerde, bize hiç laf düşmüyor' diye yakınırlardı.
Annesi ile babası, Mehmet Ali ile Mahmut'u İstanbul'a, Galatasaray Lisesi'ne
göndermişlerdi. Ahmet Taner'in evin sıcaklığından uzaklaşmasına yürekleri
elvermedi. Pek zayıftı, pek çocuksuydu da ondan. Kilis Ortaokulu'nda okudu.
Delikanlılığın delifişekliğinde kardeşleri, arkadaşları dalaşırlardı
birbirleriyle, ama onu kavga ederken hiç gören olmamıştı.
Kavgacılık ile savaşımcılığı birbirinden ayırt etmek gerek. Daha ortaokulda
okulun düzenlediği tartışmalı toplantıların başta gelen önderlerindendi. Kabataş
Lisesi'ndeki ateşli münazaralara da taşıyacaktı bu niteliğini.
Siyaset bilimcisi olmanın ilk ipuçları, ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı ile kendi
geliştirdikleri 'devlet yönetimi' oyununda belirmişti. Elde makas, dil ucuna sürüldü
mü koyulaşan mavi uçlu kurşunkalem, bir de saman kağıtlar. Oyunun altyapısı
hazır. El becerisini de ekledin mi üzerine, al sana kağıttan kaymakam, garnizon
komutanı, doktor, belediye reisi, banka müdürü, tarım müdürü, halk. Çocukluğun
geniş düş dünyasına açılan oyun penceresi, 'gel keyfim gel' geçen doyumsuz
saatler.
Lise bitti. Ver elini Ankara. O artık Mülkiyeli. Hem öğrencilik, hem gazetecilik bir
arada gidiyor. Yeni Gün'de spor muhabirliği.
Galatasaraylı kardeşlerinin tersine Fenerbahçe'ye 'gık' dedirtmeyen ödünsüz
taraftar. Olgunlaşma sürecinde derginin yazıişleri müdürlüğünü üstlenme.
Fransız bursuyla Sorbon'da doktora. Tez konusu, 1960 devrimi sonrası Türkiye'deki
siyaset açısından ilgi çekici:
'Modern Türkiye'de Siyasi Güçler...'
Fransa'da Bordolu, ama 'Biz Türklerden' Nicole ile tanışma. Ahmet Taner'in insan sever,
sıcakkanlı, sevgili eşi, kızları Dolunay ve Altınay'ın anneleri Nilgün. Yıllar
sonra birlikte geçirdikleri trafik kazasında yitirdiği, Türk bayrağı ile gömülen
Nilgün Kışlalı...
Sorbon sonrası önce Hacettepe Üniversitesi'nde siyaset sosyolojisi alanında öğretim
üyeliğine başlama. Askerliğin ardından Hacettepe Üniversitesi'ne yapılan dönüş
başvurusuna ret yanıtı. Ağabeyi Mehmet Ali Kışlalı, 'İhsan Doğramacı istemedi
dönmesini' diyor. 'Neden?' diye soruyoruz. Yanıtı çok kısa:
'Öğrencilerini demokrasi, özgürlük ve açıklık konularında teşvik etti. Ahmet,
öğrencilerin üniversite içinde demokratikleşmesi akımının önderlerinden olmuştu.
Doğramacı'ya bu fazla geldi.'
Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne geçti. Çok mutluydu.
1971-77 arasında Yankı dergisinin belkemiği olduğunu söylemek abartı sayılmaz. O
yıllarda yükselen toplumcu, devrimci, halkçı rüzgarı yakalayan dönemin
'Karaoğlan'ı, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in dikkatini çekiyor.
Yankı'da yazıları. 1977'de İzmir'den CHP milletvekili seçiliyor.
1978 başı. 11'ler Adalet Partisi'nden ayrılmış. Ecevit, hükümet kuracak besbelli.
Altan Öymen CHP Grup Başkanvekili. 'Laci'leri önceden çekmiş olanlar sıram sıram.
Öymen'e görünenler, hatırlatmada bulunanlar çoğunlukta.
Ahmet Taner Kışlalı ise ortada gözükmüyor hiç. Ecevit, Öymen'e Ahmet Taner
Kışlalı'yı Kültür Bakanı yapacağını açıklıyor. Öymen haberi bildirecek, ama
bulabilene aşk olsun. Sonunda bulunuyor da, Altan Öymen, Kışlalı'ya Kültür Bakanı
olduğunu ancak arabasında söyleyebiliyor:
'Kültür Bakanı olacağını kendisine açıkladığımda yüzünde sevincin
işaretlerini görememiştim. Yalnızca gözlerinde önemli bir sorumluluk yüklendiğinin
bilincine varan ışıltının çaktığını gözlemiştim.'
Bakanlık görevinin hakkını vermişti. O dönemin gençleri, o güne değin itilen
kakılan yazarları, kimi gruplarca küçümsenen değerleri kucaklayan Kültür
Bakanlığı'nca çıkarılan dergiyi anımsarlar:
'Ulusal Kültür'.
12 Eylül. Baskının adı. Özal'lı yıllar. 'Değişim' aldatmacasıyla karışık
karşıdevrimin, yozlaşmanın adı.
Ahmet Taner Kışlalı, Ankara İletişim Fakültesi öğretim üyesi. Bilime,
öğrencilere adanan yıllar. Savunduğu düşüncelere karşıt görüşleri ileri
süren, bunu bir tutarlı çerçevede dile getiren öğrencilere en yüksek notu veren
hoşgörülü, sonuna dek demokrat öğretmen. Eşini trafik kazasında yitirdiği günün
ertesinde, kolu sarılı derse giren sorumlu öğretmen...
1991 sonu. Cumhuriyet gazetesinde yazarlığa başlama:
'Haftaya Bakış'.
Başta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği olmak
üzere birçok cumhuriyetçi demokratik kitle örgütünün Anadolu'nun yüzlerce
köşesinde düzenledikleri toplantılarda konuşmalarla 'ulusalcı, laik, Atatürkçü'
güçlere özgüven aşılama... Halka, Kemalizmin, Atatürkçülüğün bir doğma
değil, bir sürekli devrimcilik olduğunu usanmadan anlatma çabası. Atatürkçü
Düşünce Derneği Genel Başkan Yardımcılığı...
Nisan 1997'de ikinci eşi Nilüfer Kışlalı ile evlilik. 22 Eylül 1999'da Nilhan Nur'un
doğumu.
Çayyolu Engürü Sitesi. 21 Ekim 1999:
Saat 09.28. Cumhuriyet gazetesine 'Kınıyorum' başlıklı yazısını faksladı.
Saat 09.35.
Eşi Nilüfer Kışlalı ve minik bebeğini kente indirecek, sonra derse girecek.
'Nilüfer' dedi, 'Ben arabayı ısıtayım. İki-üç dakika sonra gelirsiniz.' Evden
çıktı.
Saat 09.40!
Nilüfer Kışlalı, 'Çok neşeli bir sabahındaydı' dedi...
|