 |
Atatürk dönemi, bütün dünyada bir diktatörlükler dönemidir.
Batılılar, kendi ülkelerinde bir diktatörlük altında yaşarken, devrim
Türkiye’sinin kötü koşullarında, sadece kulluğa ve itaate koşullanmış bir
toplumun, devrimci bir önderin arkasından koşmasına akıl erdirememişler, Kemalizmi,
Faşizm ve Nazizme benzetmişlerdir.
Doğal olarak hem onlar,hem de içerdeki devrim karşıtı güçler Atatürk’e diktatör
dediler. Aradan onca yıl geçti. Bugün de Atatürk’ü yüzeysel bir şekilde
değerlendirip, onu diktatör olarak nitelendirenler bulunmaktadır.
Bilimsel olarak her olay, yerine, zamanına, koşullarına göre değerlendirilmezse
varılan yargı yanlış olacaktır.Yanlış yargıların en çok görüldüğü bilim de
tarih bilimidir.Geçmişe ilişkin verilerin yetersizliği bir yana, bazılarının sadece
işine gelen verileri alması, bilimi önceden varsaydığı sonucu kanıtlamak için
kullanması bunun nedenidir. Bilimi amaçlarına alet edenler hep
görülmüştür.Atatürk karşıtları da ona bu yöntemle diktatör dediler... Dünya
diktatörlerin yönetiminde inlerken, Atatürk için bulunan en önemli suçlama budur...
Şunları unutmamak gerek:
· Dünyanın hiçbir yerinde bugünkü gibi bir demokrasi yokken Türkiye’de olmasını
beklemek, bunu sağlamadığı için Atatürk’ü suçlamak, Türkiye’yi iletişim
çağına geçirmediği için suçlamak kadar saçmadır.)
· Bütün dünyada toplumlar liderlerin peşinden sürüklenirken, bir devrim önderi
elbette devrimi için savaşım verecektir.Liderliği öne çıkacaktır.
· Kemalist Dönemin uygulamaları, dünyadaki demokratik sayılan rejimlerin
uygulamalarından esasta bir farklılık göstermemektedir.
DİKTATÖRÜN BÖYLESİ
· 1923’te cumhurbaşkanı seçilmesinden ölümüne kadar geçen zamanda – iki
manevra dışında- üniformasını fotoğraf çektirmek için bile giymemiştir.Tarihte
böyle bir diktatör görülmüş müdür?
· Her işi TBBM’ ne götürmüş ve meclisin kararıyla yapmıştır.
· Kişisel bir karar vermeden önce mutlaka herkesin fikrini öğrenmiştir.
Bir diktatörün milletvekili seçilememesi için yasa hazırlığı yapılabilir mi?
Böyle bir girişim başlatanların başlarına neler gelebilir?
· Mustafa Kemal’i milletvekili seçtirmemek için yasa önerisi yapanların başlarına
hiçbir şey gelmemiştir?
· 1924 Anayasası hazırlanırken M. Kemal, parlamenter demokrasilerde bugün de yaygın
olan cumhurbaşkanına yasaları veto etme ve gerekirse meclisi feshetme yetkisinin
verilmesini istedi.Meclis anayasaya bu yetkiyi koymadı.Bu yetkiyi Mustafa Kemal’e çok
görenlerin başına hiçbir şey gelmedi..!
Bu nasıl bir diktatörlüktür..?
Mustafa Kemal’in Çankaya’daki sofrasında bir akşam yemeği... Dr. Reşit Galip
alkolün de etkisiyle çok ağır eleştiriler yapıyor.Yeter, kalk, git uyarılarına
karşı:
“ Allah da gelse beni buradan kovamaz. Burası milletin malıdır...” şeklinde
bağırmaya başlar.
Böyle bir durumda bir diktatör ne yapar ?
Mustafa Kemal:
“O halde buradan ben giderim..” diyerek odasına çekilir. Topluluk dağılır...
Bir süre sonra, Reşit Galip Milli Eğitim Bakanlığına getirilir...
DİKTATÖR NEDİR
Diktatör,her istediğini topluma dikte eden ,propoganda, zor ve şiddet kullanarak ülke
yöneten kişidir...
Diktatörlük, iç savaşlar, toplama kampları, tutsaklar, toplu mezarlar,yargısız
infazlar ve kan demektir...
Atatürk büyük bir devrimin önderidir. Ama, başlangıçtaki yol arkadaşları onu
yalnız bıraktıklarında bile diktatör olmamıştır.
Devrimin gerektirdiği sertlikler de başka hiçbir devrimle karşılaştırılamaz.
Bu konudaki tutumunu da meclis kürsüsünden açıkça duyurmuştur:
“Alacağımız kararlarda halkın eğilimlerini elbette göz önünde tutacağız.
Kesinlikle bu eğilimlere karşı hareket etmeyeceğiz. Fakat, eğer ilkelerimiz bahis
konusu ise, başımızı veririz, ilkelerimizden özveride bulunmayız...”
Bir devrimci bundan daha fazla demokrat olamaz.Olursa devrimci olmaz.
TÜRK DEVRİMİ dünyanın en kansız devrimidir.
Bunu,önderin ve ulusun birbirine olan güveni ve önderin demokratik yollardan ayrılmama
kararlılığı sağlamıştır...
|
|
 |
|

|
.:Milliyetçi Sol:. |

|
.:Kemalist Olmak Yürek İster:. |

|
.:Kemalizm Anasayfa:. |
|
 |