 |
Türk Devrimi ya da bir başka deyişle Atatürk Devrimi (Bu söylemin
bilimsel olarak Türk Devrimi denmesinden yanayım), Amerika Birleşik Devletleri (1776),
Fransız (1789), Sovyet Devrimi (1917) gibi dünyanın en büyük devrimleri arasına
girmiştir. Çünkü bu devrim, Batılı siyasal bilimcilerin de çok yerinde
vurguladıkları gibi özgündür (orijinaldir), yani yalnız bize özgüdür ve 20.
yüzyılın en önemli ulusal halk hareketlerinden biridir.
Atatürk, Türk Devrimi'nin ne olduğunu bir konuşmasında şöyle açıklamıştır:
''Türk inkılâbı nedir? Bu 'inkılâp' sözcüğü ilk anda akla getirdiği ihtilâl
anlamından başka, ondan daha geniş bir değişme anlamı da taşır.
Ulusun varlığını sürdürmek için, kişiler arasında düşündüğü ortak
bağıntı, yüzyıllardan beri gelen biçim ve karakterini değiştirmiş. Yani ulus,
dinsel ve mezhepsel bağ yerine, Türk ulusu bağı ile bireylerini toplamıştır. Ulus,
uluslararası genel savaş alanında, yaşam ve güç nedeni olarak, bilim ve aracın
ancak çağdaş uygarlıkta bulunabileceğini değişmez gerçek olarak, ilke kabul
etmiştir.
Özet olarak baylar, ulus, saydığım değişmelerin ve devrimlerin doğal ve zorunlu
gereği olarak, yönetimin ve bütün yasaların, ancak dünya gereksinimlerinden
esinlenerek yapılacağını ve gereksinmelerin değişip gelişmesiyle, değişip
gelişmeyi temel alan yapısal bir anlayışı yaşam koşulu kabul etmiştir.''
Bir başka konuşmasında da Atatürk, 'inkılâp' ı şöyle değerlendirmiştir:
''İnkılâp, ulusu ve toplumsal çevreyi hazırlayarak yapılır. İnkılâp
girişmelerinde göz önünde tutulacak nokta, insan topluluklarının isteklerini,
düşüncelerini değerlendirdikten sonra, onlara yenilikleri kabul ettirmektir.''
(Atatürk'ün bu konuşmaları günümüz Türkçesine aktarılmıştır, özgün metinler
için bkz. Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Ankara 1959) Türk Devrimi 'nden,
Atatürkçülük ya da daha geçerli bir söylemle Atatürk İlkeleri ortaya
çıkmıştır. Denilebilir ki, bu devrimde önce ilkeler ortaya konulmuş, sonra devrim
yapılmış değildir; önce devrim yapılmış, bu devrimden ilkeler çıkarılmıştır.
Bu, Türk Devrimi 'nin en ilgi çekici özelliğidir. Oysa başka devrimlerde bunun tersi
olmuş, önce ilkeler ortaya konulmuş, sonra devrim gerçekleştirilmiştir.
Atatürk İlkeleri, daha sonra simgesel olarak altı ok 'la gösterilmiş ve şöyle
sıralanmıştır: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik,
Devrimcilik. Bu ilkelere Batılı bilim adamları tarafından ''Kemalizm'' adı
verilmiştir. Burada şu noktanın altını önemle çizmek gerekir; Kemalizm, Batı
kaynaklı bir terimdir. Batılı bilim adamları Türk Devrimi 'ne niçin Kemalizm
terimini uygun görmüşlerdir? Bu sorunun en gerçekçi karşılığı ya da
açıklaması şöyledir: Batılı bilim adamları Türk Devrimi 'ni bilimsel olarak
değerlendirmeye giriştikleri zaman görmüşler ki, bu devrim ne sosyalizme, ne
faşizme, ne Nazizme benziyor; demokrasi denilen yönetim biçimini de
çağrıştırmıyor, buna ayrı bir ad vermek zorunluluğunu duymuşlar (bu hareketin
önderi Mustafa Kemal adını da anımsatacak bir terim aramışlar) ve Kemalizm
demişlerdir. Bu terimi biz Atatürkçülük ya da Atatürk İlkeleri olarak dilimize
aktarmışız ve şöyle tanımlamaya çalışmışız: Gerçeklere dayanan, evrensel
ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler
bütünü; bu içeriğiyle yeniliğe açık, devinimsel özelliği ve bütünlüğü olan,
birbirini tamamlayan bir düşünce dizgesi ya da bağımsız ulusal devleti, ulusal
egemenliği, kişi özgürlüğünü, her çağda çağdaş olmayı amaçlayan, usa ve
bilime dayanan öğreti.
Atatürk ilkeleri gerçekte, Batı'da büyük devrimlerle ortaya konulmuş düşünceler
bütünüdür. ABD devriminde cumhuriyetçilik; Fransız devriminde milliyetçilik,
halkçılık, laiklik; Sovyet devriminde devletçilik ilkeleri ortaya atılmıştır. Bu
ihtilâllerde olmayan tek ilke devrimcilik 'tir. Ne var ki, bu ilke, devrim yapan
ulusların hiçbiri tarafından kendi devletleri için temel alınmamıştır. Bunları
önce eylem, sonra da devrimcilik ilkesiyle tamamlayarak kendine özgü bir özelliğe
kavuşturma düşüncesi Atatürk 'le ve Türk Devrimi 'yle gerçekleşmiştir.
Denilebilir ki, Batılı siyasal bilimciler Türk Devrimi 'nin özgün olma özelliğini
bu aşamada bulmuşlardır.
Türk Devrimi 'nde cumhuriyetçilik, milliyetçilik, laiklik ilkeleri yan yana geldiğinde
Osmanlı saltanatına, halifeliğe ve ümmetçilik anlayışına karşı bir tepki anlamı
taşırlar. Bunlar, ayrıca Batı'nın klasik demokrasi anlayışında da görülürler.
Cumhuriyetçilik, devletçilik, laiklik bir başka açıdan sosyal devlet anlayışını
da belirlerler. (Ord. Prof. Dr. Enver Ziya Karal, Atatürk ve Devrim, Ankara 1980) Türk
Devrimi 'nde yer alan halkçılık, laiklik, devrimcilik ilkeleri, devrimi durgun,
eylemsiz olmaktan uzak tutuyor; özellikle Atatürk 'ün bilimi yaşamın tek yol
göstericisi olarak kabul etmesi, Atatürkçülüğe çok etkin, çok güçlü bir
devinimsellik kazandırıyor.
Atatürkçülüğe ya da Kemalizme, Batılı bilim adamlarının özgün bir siyasal
öğreti anlamı vermeleri bu ''altı ilke'' nin Türk Devrimi 'nde sürekli eylem olarak
geliştirilmiş olmasına bağlanabilir. Bir ara bu ''altı ilke'' nin Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nda da (1924) yer almış bulunması bu özelliğinden
kaynaklanmıştır. Tarihsel bir gerçek olarak diyebiliriz ki, ''altı ok'' , yalnız
Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi 'nin değil, Türk Devrimi
'nin de en belirgin, en etkin simgesidir. Bu simgenin önemi, bizi Atatürk 'ün
başlattığı reformların yürütülmesine ve sürdürülmesine bağlayan tek bilimsel
yol olarak bilinmelidir. |
|
 |
|
.:Kemalizmin Temeli Altı Ok:. |

|
.:Kemalist Devrimcilik:. |
 |
.:Kemalist Halkçılık:. |

|
.:Kemalist Ulusçuluk:. |
 |
.:Kemalist Cumhuriyetçilik:. |
 |
.:Kemalist Laiklik:. |
 |
.:Kemalist Devletçilik:. |
|

|
.:Kemalizm Anasayfa:. |
|
 |